Şanlıurfa’da baharın gelişiyle birlikte Mezopotamya’nın kadim bitkilerinden biri olan kenger de yeşermeye başladı.
Gazete İpekyol köşe yazarı Abdullatif Yılmaz’ın kaleme aldığı yazıda, kengerin yalnızca bir ot olmadığı, aynı zamanda bölgenin kültürel ve gastronomik mirasının önemli bir parçası olduğu vurgulandı.
Yılmaz, kengerin doğadan toplanma sürecinin sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir gelenek olduğuna dikkat çekti. Yılmaz’ın yazısında öne çıkan başlıklar şu şekilde:
YILMAZ: KENGER ÇOK YÖNLÜ BİR BİTKİDİR
“Baharın gelişiyle birlikte Mezopotamya coğrafyasında doğa yalnızca yeşermekle kalmaz; aynı zamanda kadim beslenme kültürlerinin de yeniden canlandığı bir dönemi başlatır. Bu kültürün önemli unsurlarından biri de bilimsel adı Gundelia tournefortii olan, halk arasında “kenger” ya da bölgemizdeki söyleyişiyle “kereng” olarak bilinen bitkidir. Gastronomi bilimi açısından değerlendirildiğinde kenger, hem etnobotanik hem de fonksiyonel gıda kategorisinde incelenebilecek özgün bir üründür.
Kenger, 40–50 cm’ye kadar boylanabilen, dikenli yapısı ve sütlü özsuyu ile dikkat çeken bir step bitkisidir. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da sebze olarak tüketilirken, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bitkinin lateksinden elde edilen kenger sakızı, geleneksel gıda ve doğal çiğneme ürünü olarak kullanılmaktadır. Bu yönüyle kenger, farklı coğrafyalarda farklı gastronomik işlevler üstlenen çok yönlü bir bitkidir.
“GIDANIN DOĞAYLA KURDUĞU İLİŞKİ”
Kengerin toplanma süreci, gastronomi literatüründe “foraging” (doğadan toplama) olarak adlandırılan pratiğin yerel bir örneğidir. Bu süreç yalnızca bir gıda temini değil, aynı zamanda kolektif bir kültürel etkinliktir. Özellikle kırsal kesimde kadınlar ve gençler tarafından organize edilen bu faaliyet, gıdanın doğayla kurduğu ilişkiyi doğrudan ortaya koyar. Bitkinin dikenli yapısı ve toprağa sıkı tutunan kökü, hasat sürecini zahmetli hale getirse de, elde edilen ürünün gastronomik değeri bu emeği anlamlı kılar.
“YILDA SADECE 25 GÜN TAZE BULUNUYOR”
Gastronomik açıdan kengerin en önemli özelliklerinden biri, kısa bir sezon ürünüdür. Mart sonu ile nisan ortası arasındaki yaklaşık 20–25 günlük dönemde taze olarak bulunabilmesi, onu “mevsimsel ve yerel gıda” (seasonal & local food) kategorisine yerleştirir. Bu durum, sürdürülebilir beslenme anlayışıyla da örtüşmektedir. Kengerin bu sınırlı sürede tüketilmesi, onun değerini artıran önemli bir faktördür.”
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYABİLİRSİNİZ…

0 Yorum